türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2013 Cuma

The Scribblenauts Unlimited İnceleme


Scribblenauts! Son derece şirin bir oyun. Tek yapmanız gereken not defterinize gerçekleşmesini istediğiniz şeyi yazmak ve ta-daam! Ortaya geliyor, hatta kendiniz bile üretebiliyorsunuz. Hayal gücünüzü zorlayan bir oyun. Sadece mantık ve zeka istiyor, e İngilizce de tabii. Bu oyunu oynarken yanınızda ingilizce sözlük bulundurmanızı öneririm.
Oyunun özeti: Edgar ve Julie kaşif oldukları için 42 tane çocuklarına (Maxwell ve Lily dahil) tek tek özel ve sihirli bir hediye verir. Maxwell özel bir not defteri, Lily ise dünyanın her yerine götürebilecek bir büyülü küre alır. Max insanlara yardım edip yıldızlar toplar ve onun görevini biz üstleniyoruz. Çok bulmaca var, mantık da istiyor tabii. Oyunu bitirebilmek isterdim ama bilgisayara format atıldığı için bitiremedim. Değerlendirecek olursam 9/10 diyorum.

The Last of Us İnceleme


Şimdi, nasıl başlasam bilemiyorum... Oyun desem muhteşem, herşeyi harika, grafiğinden tut hikayesine kadar harika. Oyunun sonunda kafam baya bi karıştı, gerçekten çok karıştı çünkü PS3'üm olmadığı için gameplay videolarından izlemek zorunda kaldım, onlar da İngilizce olunca tabii ara sıra çeviri yetmedi. (Türkçe (varsa eğer) gameplay videolarına bakmadığım için kendime kızıyorum) Yine de başları pek anlamayanlara bir özet geçeyim:
Joel, kardeşi olan Tommy ile Texas'da yaşayan bir karakterimiz. Joel (daha adını bilmediğimiz) bir kadınla evlenerek Sarah adlı bir kızı dünyaya getirir. Sonra kadına ne olduğunu bilmiyoruz ama Joel'in Sarah'ı tek başına büyüttüğünü anlayabiliyoruz. Enfeksiyon yayıldığı sırada Tommy evlerine gelerek onları şehirden uzaklaştırmaya çalışır fakat kaza yapar. Oradan uzaklaşmaya çalışırlar, Tommy enfeksiyona yakalanmış insanları öldürmeye çalışırken bir asker Joel ve Sarah'ın gitmesini engeller. Joel gitmek için ısrar ettiği sırada asker ateş açar ve Sarah vurulur. Sarah'ın ölümünden 20 yıl geçer. (Mesela adamı o zamanlar 30 varsaysak şimdi 50 oluyor vay anasını) Koskocaman 20 yıl geçtikten sonra Tess adlı arkadaş çıkagelir. Tess hakkında pek fazla birşey bilmiyorum ama Joel ile aralarında bir ilişki olduğu belli. Robert işini pek fazla anlayamadım ama silahlarını Fireflies'a sattığı için tam gidiyoruz derken Marlene çıkıverir karşımıza. Ellie adlı 14 yaşındaki genç kızımızı Fireflies'a götürmemizi ister ve macera başlar. Bu uzun soluklu macera sırasında Bill, Henry, Sam, Maria, Tommy, David, James, Marlene vs. kişilerle karşılaşıyoruz.
Göz yaşartıcı ve güldüren sahneler oluyor tabi ve bana The Walking Dead'ı hatırlatmıyor değil. Clementine ve  Lee gibi... Oynarken sanki oscar ödüllü bir film izliyormuşsun gibi. Gerçekçilik çok fazla ama şu var, partnerinle düşmanın yakınındayken partner ortalıkla ses çıkartıp takla atabiliyor ama sen bir tıkırtı yaptığında düşman hemen seni görüp ateş ediyor bu biraz kızdırıcı olabiliyor. En sevmediğim Clicker (Türkçesinde nasıl bir isim koydular bilmiyorum) anında öldürüyor yahu.
Neyse son bir değerlendirme yapacak olursam, 10/10 hatta 10 bile yetmiyor bu oyun için.

Önemli Not: Bu aralar şu konu çok arttı: "Ellie, Ellen Page'e esinlenerek yapıldı." Hayır. Hatta Ellen Page Ellie ile karşılaştırılmasını sevmediğini ve zaten Beyond: Two Souls'da Jodie Holmes adlı karakteri canlandırdığını söyledi. Lütfen, araştırmadan önce bilmeden konuşmayalım.

Edit (14 Kasım): The Last of Us DLC: Left Behind geliyor. Riley ile Ellie'nin nasıl tanışıp kaynaştıklarını gösteriyor sanırım.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Journey İnceleme



Bu oyun hakkında tek diyeceğim şey: HA-Rİ-KA! PS3'üm olmamasına rağmen walkthrough videolarını izledim. Ne can var, ne puan var, hiçbir şey yok. Sadece karakter ve macera. Klasik savaşlı, kanlı, zombili, hayatta kalma gibimsi oyunlar gibi değil, daha farklı... Buradaki karakterimizin tek amacı dağın üstündeki ışığa ulaşmak. Hatta başkalarıyla da oynayabilirsiniz. Zıpladıktan sonra süzülmesi çok hoşuma gidiyor. Arkasındaki kuyruk ise enerjisini gösteriyor. Biterse ekraftaki kumaşımsı şeyler size yardım ediyor. Oyundaki her şey kumaş neredeyse. Macera çöllerde, denizin altında, karda, dağda. Oyun sonlarına doğru beni ağlatmayı başardı. Valla yapana helal olsun muhteşem yapmış ellerine sağlık. Oynamak isteyen kesinlike oynasın, bu oyunun adını bile duymayan çok insan var, buna üzülüyorum.

Son değerlendirecek olursam sonsuz puan verebilirim. Grafikler, müzikler, hikayeler harika. Oyunu anlatmaya cümleler bile yetmiyor bazen.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Assassin's Creed İnceleme




Bu oyunu yaklaşık 1-2 ay önce oynadım. Keşke oynadığım zamanlarda entry girseymişim, şu ara hiç bir şey hatırlamıyorum.
Oyunun amacını ve nerelerde geçtiğini bilmeden oynamaya başladım. Milletten "Hohoo, AC serisi muhteşem." diye sesler geliyordu, hadi bende oynayayım da değerlendireyim dedim.
Dikkatimi çeken Türk bayrağı olmasıydı. E nerede geçiyor bilmiyorum, birde insanlar Türkçe konuşuyor, ifadem "Allah'ım bana neler oluyor?" oldu. Araştırınca Selçuklu döneminde geçtiğini anlamış oldum.

Fakat oyunda sıkılmaya başladım, aynı yerlerde aynı görevler. Görev yaptığım yere yeniden gidince bi garip oluyorum ve askerlerin olduğu oralarda gezinirken "Aha orada!" diyerek saldırıya geçiyorlar. Gezmek de yasak arkadaş.
En çok kastığım yer Jerusalem'di, öbürleri eh. At sürmeyi çok severim ben. Hatta atımın adını Sarah Jessica Parker koydum. (Espriyi bilenler anlar)
Animus'tan çıktığımda kıza sarkmıyorum da değil. (Hatta kız olmama rağmen) Fakat o "Sit down pls." dedikçe sinirlerim bozuluyor...

Oyunu değerlendirecek olursam, aslında değerlendiremeyeceğim çünkü oyunu bitiremedim. Bilgisayar o kadar ısınıyor ki üşenmese duman çıkartacak. Sakın grafik kartı düşük olan bilgisayar almayın arkadaşlar, benim gibi çileden çıkabilirsiniz. (Habire kasıyor, bende "Artık yeter!" diyerek oyunu sildim, rahatladım.)

Neyse Skyrim (veya LoL) başlığında görüşmek üzere.