5 Temmuz 2013 Cuma
From Up on Poppy Hill (Kokuriko-Zaka Kara) İnceleme
Tek oyun incelemesi yapacak değilim ya? Pfft.
Bu anime filmi... Muhteşem... Studio Ghibli zaten hep ağlatmıştır beni. Film çok karmakarışık bir konu içeriyor, her şey birbirine karışıyor ama sonunda hepsi ortaya çıkıyor. Böyle filmlere bayılıyorum ben.
Konusu: 1963 yılında Yokohama'da limana hakim olan tepedeki evde konaklayan Umi adında bir kızı anlatıyor. Umi, her gün "İyi seferler dilerim." adlı bayrağı denize karşı dikiyordu. 17 yaşındaki bir çocuk, Shun, bir romorkörle okula giderken her zaman bu bayrağı görüyordu. Gelecek yıl yapılacak olan Tokyo Olimpiyatları için yapılan hazırlıklarda, insanlar eski olan her şeyi yok ediyor ve sadece yeni şeylerin görkemine inanıyorlardı. Bu sıralarda Yokohoma'da bir lisede küçük bir mücadele meydana geldi. Kültür kulubünün Quarter Latin lakaplı binası eskiydi ama aynı zamanda tarih ve hatıralarla doluydu. Yıkılmalı mıydı yoksa korunmalı mı? Bu olanların tam ortasında Umi ve Shun karşılaşırlar. Shun binanın korunmasını isteyen öğrencilere itiraz eder. Umi binanın güzel yanlarını ön plana çıkarmak için büyük çaplı bir temizlik yapılmasını önerir. Gitgide birbirlerine yakınlaşırlar ancak aniden bir durumla karşılaşırlar. Kardeş olabilme ihtimalleri vardır. Buna rağmen gerçeklerden kaçmadan hayatlarına devam ederler. Daha sonra savaşın ortasında ve sonrasında, ebeveynlerinin nasıl tanıştıklarını, aşık olduklarını ve yaşadıklarını öğrenirler.
İzleyecek olanlara tavsiyem; Türkçe dublaj izlemeyin. Altyazı iyidir.
Değerlendirecek olursam: Müzikler harika, hikaye desen ona laf yok. 10/10
The Scribblenauts Unlimited İnceleme
Scribblenauts! Son derece şirin bir oyun. Tek yapmanız gereken not defterinize gerçekleşmesini istediğiniz şeyi yazmak ve ta-daam! Ortaya geliyor, hatta kendiniz bile üretebiliyorsunuz. Hayal gücünüzü zorlayan bir oyun. Sadece mantık ve zeka istiyor, e İngilizce de tabii. Bu oyunu oynarken yanınızda ingilizce sözlük bulundurmanızı öneririm.
Oyunun özeti: Edgar ve Julie kaşif oldukları için 42 tane çocuklarına (Maxwell ve Lily dahil) tek tek özel ve sihirli bir hediye verir. Maxwell özel bir not defteri, Lily ise dünyanın her yerine götürebilecek bir büyülü küre alır. Max insanlara yardım edip yıldızlar toplar ve onun görevini biz üstleniyoruz. Çok bulmaca var, mantık da istiyor tabii. Oyunu bitirebilmek isterdim ama bilgisayara format atıldığı için bitiremedim. Değerlendirecek olursam 9/10 diyorum.
The Last of Us İnceleme
Şimdi, nasıl başlasam bilemiyorum... Oyun desem muhteşem, herşeyi harika, grafiğinden tut hikayesine kadar harika. Oyunun sonunda kafam baya bi karıştı, gerçekten çok karıştı çünkü PS3'üm olmadığı için gameplay videolarından izlemek zorunda kaldım, onlar da İngilizce olunca tabii ara sıra çeviri yetmedi. (Türkçe (varsa eğer) gameplay videolarına bakmadığım için kendime kızıyorum) Yine de başları pek anlamayanlara bir özet geçeyim:
Joel, kardeşi olan Tommy ile Texas'da yaşayan bir karakterimiz. Joel (daha adını bilmediğimiz) bir kadınla evlenerek Sarah adlı bir kızı dünyaya getirir. Sonra kadına ne olduğunu bilmiyoruz ama Joel'in Sarah'ı tek başına büyüttüğünü anlayabiliyoruz. Enfeksiyon yayıldığı sırada Tommy evlerine gelerek onları şehirden uzaklaştırmaya çalışır fakat kaza yapar. Oradan uzaklaşmaya çalışırlar, Tommy enfeksiyona yakalanmış insanları öldürmeye çalışırken bir asker Joel ve Sarah'ın gitmesini engeller. Joel gitmek için ısrar ettiği sırada asker ateş açar ve Sarah vurulur. Sarah'ın ölümünden 20 yıl geçer. (Mesela adamı o zamanlar 30 varsaysak şimdi 50 oluyor vay anasını) Koskocaman 20 yıl geçtikten sonra Tess adlı arkadaş çıkagelir. Tess hakkında pek fazla birşey bilmiyorum ama Joel ile aralarında bir ilişki olduğu belli. Robert işini pek fazla anlayamadım ama silahlarını Fireflies'a sattığı için tam gidiyoruz derken Marlene çıkıverir karşımıza. Ellie adlı 14 yaşındaki genç kızımızı Fireflies'a götürmemizi ister ve macera başlar. Bu uzun soluklu macera sırasında Bill, Henry, Sam, Maria, Tommy, David, James, Marlene vs. kişilerle karşılaşıyoruz.
Göz yaşartıcı ve güldüren sahneler oluyor tabi ve bana The Walking Dead'ı hatırlatmıyor değil. Clementine ve Lee gibi... Oynarken sanki oscar ödüllü bir film izliyormuşsun gibi. Gerçekçilik çok fazla ama şu var, partnerinle düşmanın yakınındayken partner ortalıkla ses çıkartıp takla atabiliyor ama sen bir tıkırtı yaptığında düşman hemen seni görüp ateş ediyor bu biraz kızdırıcı olabiliyor. En sevmediğim Clicker (Türkçesinde nasıl bir isim koydular bilmiyorum) anında öldürüyor yahu.
Neyse son bir değerlendirme yapacak olursam, 10/10 hatta 10 bile yetmiyor bu oyun için.
Önemli Not: Bu aralar şu konu çok arttı: "Ellie, Ellen Page'e esinlenerek yapıldı." Hayır. Hatta Ellen Page Ellie ile karşılaştırılmasını sevmediğini ve zaten Beyond: Two Souls'da Jodie Holmes adlı karakteri canlandırdığını söyledi. Lütfen, araştırmadan önce bilmeden konuşmayalım.
Edit (14 Kasım): The Last of Us DLC: Left Behind geliyor. Riley ile Ellie'nin nasıl tanışıp kaynaştıklarını gösteriyor sanırım.
Etiketler:
inceleme,
Last of Us,
review,
the,
türkçe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)