3 Şubat 2013 Pazar

The Witch's House (Majo no ie) İnceleme



Yine Mad Father gibi, 16-bit RPG oyunu. Fakat bu daha gerilimli yahu, hatta o koskocaman ayıcık neydi öyle. Valla spoiler vereyim mi vermeyeyim mi diye düşünüyorum ama, zaten MF'da yeterince verdim bir daha  spoiler versem kusarsınız hehe. (Ama bunlar daha ağırı)




Ama vazgeçtim vereyim dedim.





Vereyim mi?



Tamam.


Şimdi bizim Viola adında bir kızımız var, kendisi 13 yaşında. Pek başları aklımda değil, o yüzden o kızın hangi akla hizmet o eve girdiğini bilmiyorum. Ama o evin içinde şirin mi şirin bir kara kedimiz var (Calling'deki gibi) hep bize "Yo!" deyip az da olsa bizi güldürürdü.



Ama... Ama... O tatlı kedicik... Neyse bu spoilerı sona saklıyorum. Daha bulmacaları çözüyoz falan bu arada bizi seven bir kurbağa ile tanışıyoruz. Ne tatlı bi şeysin sen öyle <3 Fakat sadistiz tabii, yolumuzda kocaman yılan olduğu ve geçebilmemiz için kurbağayı ona yem olarak veriyoruz ve kurbağa ölüyor. O değil de en çok korktuğum yer Mona Lisa'nın sana doğru gelmesi idi. O ne biçimdi la o_o Neyse dönelim konumuza. Cadının sana bıraktığı notlardan en sonunda "Odama gel." yazısını buluyoruz. Sonra merdivenlerden çıkıyoruz ve kapısının önüne geliyoruz ve o da ne? Yerde yatan bir kedi var, ben onu ilk uyuyor sanmıştım ama gidip baktığında "Bir kedinin cesedi." yazınca... YOK ARTIK YA! Kurbağamızı kaybettik sonra kedimizi. Al işte... Viola en sonunda içeri girer ve Cadının günlüğünü okur, günlükte "Benim hastalığım beni öldürecek. Ve... Ondan bedenini aldım. Onun bedeninde yaşadım. Bu iyi, değil mi? Çünkü biz 'arkadaşız'. O bana bedenini verdi... Çünkü biz 'arkadaşız'. Ve bugün... Biraz daha oynamalıyız. Değil mi? Viola?" diye yazar. O sırada Ellen içeri girer ve Viola'yı kovalar. Viola koşarak evden çıkar ve kurtulur. Önceden (güllerden dolayı) geçemediği yeri kesip geçer, kurtulduğunu sanar fakat kurtulmamıştır. Ellen arkasından gelir. Viola onunla konuşmaya başlar "Ne zamandan beri beni kovalamaya çalışıyorsun? Bu vücudun uzun sürmeyeceğini biliyorsun. Hm? "Geri vermek"? Hayır. Bu beden daha az yaralanıyor. Bunu bana ilk yerde vermiştin, neden geri vereyim ki? Doğru... Viola? Bana karşı üzgündün. Yatağımdan hareket edemiyordum. İşte bu yüzden bedenlerimizi takas ettim. Sadece bir gün için?.. Hehe, bunu söylediğimden eminim... Benim gücümle bana tuzak kurunca şaşırdım... Fakat işe yaramadı. Yine de bu benim evim değil mi? Beni yakında hiç öldürmeyecek. Her zaman ben yönlendirdim bu evi. Ve kaçmayı sağladım. *çömer* Hala ölmedin mi? Azmini alkışlamam gerek. Ha, bu olabilir... Baban hakkında endişelendin değil mi? Bunu biliyorum, sen ve baban, Viola. Birbirine yakın 2 kişiden oluşan aile. Bu anılar senin bedeninde kaldı. O nazik adam. Avcı, değil mi? Ve hatta sana mektup yolladı, ne kadar iyi bir baba. Öyleyse, sen gittiğinde neler olacağı hakkında endişelendin herhalde? İyi olacak, Viola'nın sevgisini vereceğim. Ve onun sevgisini alacağım... Bu yüzden-" Viola'nın babası gelir "Viola? Viola?! İyi misin?! Yaralandın mı? *Çakma Viola yanına gelir* N-Ne?! Neden... *Gerçek Viola babasına doğru gelir* U-Uzak dur, canavar!" der ve Viola'yı öldürür. Dİ END.

Aklı karışanlar için: Şimdi bizim bi cadımız var (Ellen) öyle cins bir evde oturan, o ölümcül bir hastalığa yakalanmış ve bedeninden ayrı kalmak zorunda kalmış. Bu salak Viola ise onun arkadaşıymış, ona üzüldüğü için bedenini 1 günlüğüne takas etmiş. Bu cadımız da 1 güne doyamamış hep o bedende kalmış. Viola'yı yani eski bedenini görmek için yeniden evine gitmiş uğraşmış falan. Yani bizim oynadığımız karakter aslında cadıydı. Gerçek Viola ise Ellen'ın bedenindeydi. (Aslında beden demeyelim tek kafası) Bizim salak cadı inat etti vermedi bedenini, babasına öldürttü Viola'yı. Ne biçim oyun ya bu, ama güzel hikayesi var, fakat şöyle kötü sonla bitmeseniz?!

Neyse bi fanart buldum, züper.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder